20 sene sonra bir daha!

FİNAL
Fransa - Hırvatistan
15 Temmuz 2018, Pazar - 18:00

3.LÜK MAÇI
Belçika - İngiltere
14 Temmuz 2018, Cumartesi - 17:00
Fransa ile Hırvatistan, Dünya Kupası’nda 20 sene aradan sonra karşılaşacak. 1998'deki mücadele kupa tarihinin unutulmayan maçlarından biriydi.
12/07/2018 - 15:30
Dünya Kupası öncesinde yapımı tamamlanan Stade de France tıklım tıklım doluydu. Yaklaşık 76.000 futbolsever Brezilya’nın ardından finale çıkacak son takımın belirlenmesini izlemek için tribündeydi. Tabi o futbolseverlerin çoğu Fransızdı!
 
Futbola ilgisi kısıtlı olan Fransızlar, sadece Michael Platini’nin karizması sayesinde bir dönem oyunun peşinden gitmişti. Ondan öncesi ve sonrası karanlıktı. 1998’de Dünya Kupası’na ev sahibi olduklarında milli takıma daha da uzak kaldılar. Bunun bir nedeni turnuvaya eleme oynamadan katılan takımın az maç yapmasıydı. Üstelik 1994’te elemeleri dahi geçemeyerek büyük bir hayal kırıklığı yaşamışlardı. Fakat başka bir neden çok daha derin tartışmalar içeriyordu. Milli takımın büyük bir kısmı göçmen çocuklardan oluşuyordu. ‘Has Fransız’ sayısı oldukça azdı, bu da en başta aşırı sağ partinin lideri Jean – Marie Le Pen’in tepkisini çekiyordu.
 
Tartışmaların gideceği yönü, takımın kendisi tayin edecekti. Birçok ulusun Fransız sosyal hayatına entegre olabilmesi adına sahadaki oyuncuların göstereceği performans önemliydi. Tarihi bir başarı onları eşitlik mertebesine çıkarabilirdi. Başarısızlık anında ise işler daha da sarpa sarabilirdi.
Esasında oynanan futbol da çok iyi değildi. Grupta üçte üç yapmışlardı ama rakipler zayıftı. İkinci turda Paraguay’ı savunma oyuncusu Laurent Blanc’ın uzatmalardaki golüyle, çeyrek finalde ise İtalya’yı penaltılar sonunda geçebilmişlerdi. Bu sefer rakip Hırvatistan’dı.
 

 
1990’ların başında Balkanların kan gölüne dönmesinin ardından ortaya çıkan bir takımdı Hırvatistan. Kadrodaki oyuncuların büyük bir kısmı, kariyerlerinin başında Yugoslavya Milli Takımı formasını giymişti. Şimdi yeni bir milli takım vardı. Hırvatistan ilk milli maçını 1990’da yapmıştı. Euro 96 elemelerinde İtalya’yı geride bırakarak sükse yapmışlar, turnuvada da çeyrek finale kadar çıkıp şampiyon olacak Almanya’ya elenmişlerdi.
 
1998’e ise play-off maçları sonunda gelmişlerdi. Fransa’da Arjantin ile beraber gruptan çıktılar. Dönemin dişli takımlarından Romanya’yı saf dışı bıraktılar. İki sene önce takıldıkları Almanya’yı 3-0 ile bozguna uğrattılar. Fransa ev sahibiydi ama yarı final öncesinde oynanan futbola bakınca daha fazla keyif veren Hırvatistan’dı.
 

 
İşte 76.000 kişi bu iki takımın kapışmasını izlemek için gelmişti. İlk yarı golsüz sona erdi. İkinci yarının hemen başında turnuvanın gol kralı Davor Suker, Aljosa Asanovic’in sol ayakla verdiği muhteşem pasında kendi sol ayağıyla Fabian Barthez’i avladı. Golcü oyuncunun golü Hırvatları finale bir adım daha yaklaştırdı. Esasında Fransa’nın da onlara verebilecek cevabı yok gibiydi. Santrfor Stephane Guivarch, tıpkı bugünün Olivier Giroud’su gibi acımasızca eleştiriliyor, genç Thierry Henry yokları oynuyor, David Trezeguet yedek kulübesinde hapsoluyordu.
 
Fakat savunmanın her zaman söyleyecek bir sözü vardı. 1998’de Laurent Blanc, 2018’de Raphael Varane ve Samuel Umtiti gibi, Fransa her zaman sürpriz golcüler çıkarmayı sevdi. O gün de sıra Lillian Thuram’daydı. Başarılı stoper-sağ bek, Suker’in golünden bir dakika sonra yaptığı presle Zwonomir Boban’dan topu kaptı, devamında da beraberliği getirdi. 70. dakikada da skoru belirleyen golü yine kendi çabasıyla kaydetti. Gol sevinci de turnuvanın unutulmazları arasına girdi. Fransa, Slaven Bilic’e tokat atan Blanc’ın kırmızı kart görmesiyle son 15 dakikayı 10 kişi oynasa da Hırvatistan avantajı değerlendiremedi.
 
8 Temmuz 1998 gecesinin kazananı Fransa, kahramanı da Lillian Thuram’dı. Öyle ki; milli forma ile 113 maça çıkan ve sadece iki gol atabilen (işte bu goller) Thuram yıllar sonra 8 Temmuz 1998 isimli bir kitap bile yazdı.
 
Guadeloupe doğumlu bir oyuncu Fransa’yı finale, finalde de Cezayir asıllı bir yıldız takımını dünyanın zirvesine çıkaracaktı. Çok uluslu bir ülkede birlik olmanın en önemli şartı o gollerle sağlanıyordu. Thuram; “O gollerle benim hayatım değişmedi, başkalarının bana bakışı değişti” derken belki de tam olarak bunu anlatıyordu.
 
Diğer taraf ise yeni bir ulus olmanın heyecanını taşıyordu. Almanya maçında formalarının içine “Hırvat olmaktan gurur duyuyorum” yazılı tişörtler giyen oyuncular, ülkenin varoluşunu güçlendirmek için hem zaferler hem de dramatik yenilgiler yaşatmalıydı. Dünya Kupası üçüncülüğü yeni yeni bağımsız olan bir ülke için büyük zaferdi. Zaferi taçlandıran hikâyelerden biri de dramatik yarı final yenilgisiydi.
 
Kısacası 1998 yazında herkes mutluydu!
Bu konu TD Forum'da tartışılıyor:
http://www.tribundergi.com/forum/viewtopic.php?f=83&t=118767


Griezmann: "İlk 2 Yıldızlı Fransa Forması Alan Ben Olacağım"

Fransa'nın başarılı oyuncusu Griezmann, 2018 Dünya Kupası finali sonrası açıklamalarda bulundu.

Modric: ''Bazen Daha İyi Takım Kazanmaz''

Hırvatistan kaptanı Luka Modric, finalden sonra açıklamalarda bulundu.